Büyükten küçüğe Kedigiller ve Çeşitleri

Kedigiller (Felidae), etçiller (Carnivora) takımına ait bir familya.

Ortak özellikleri, görünüşleri ve davranışları ile familyanın en yaygın ve tanınmış mensubu olan ev kedisine benzemeleridir. Zarif vücutları, yumuşak tüyleri, kısa suratları ve çoğunlukla vücutlarına nazaran küçük bir kafatasları vardır. Kulakları dik ve sivri ya da yuvarlağımsıdır ve her yöne doğru çevrilebilir. En küçükleri 30 cm, en büyükleri ise 200 cm olur.

ÇİTA

 

Kedigiller ailesinden, saatte 112 km koşabilen en hızlı kara hayvanı. “Gepard” veya “av leopardı” da denir. Afrika’nın Cezayir’inden Asya’nın Hindistan’ına kadar uzanan bölgede rastlanır. Küçük kulaklı, uzun bacaklı olup, sarımtrak kahverengi postu siyah beneklidir. Bazan leopar (pars) ile karıştırılır. Leoparda benekler halkalı, çitada ise doludur. Ayrıca çitanın gözlerinin altından çenelerine doğru birer siyah çizgi uzanır. 75 santimetrelik kuyruğu ile beraber 210 cm boyunda, 50 kg ağırlıktadır. Yüksek otlar arasında gizlenerek antilop, ceylan, tavşan gibi memelileri avlar. Avına 112 kilometrelik bir hızla saldırır. Bu hızı 400-500 metre sonra düşmeye başlar. Bu mesafe içerisinde yakalanmayan avları pençesinden kurtulabilirler. Çita, tırmanamaz ve tırnaklarını kediler gibi pençenin içine çekemez. Ehlileştirilerek, ceylan ve antilop avında başarıyla kullanılır. Hindistan recaları böyle avlara çok meraklıdır. Avcılar çitayı at sırtında takip ederler.
Belirli üreme mevsimleri olmayıp, her yıl 95 günlük gebelik döneminden sonra gözleri kapalı 2-4 yavru doğurur. Bunların gözleri iki hafta sonra açılır, postları koyu beneklidir. Genellikle yalnız avlanan çitalar, bazan aile topluluğu halinde de avlanırlar. Postu, kürk için beğenildiğinden sayıları hayli azalmıştır.
ASLAN
Kedigiller  ailesinin en büyük etoburu. Geniş alınlı, güçlü çeneli, uzayıp çekilebilen tırnaklı, sarımtrak kısa ve yatık tüylüdür. Kuyruğunun ucu püsküllüdür. Erkekaslanın başının etrafı uzun ve güzel bir yele ile süslüdür. Omuzlarının üzerine kadar dağılan bu perçem, kızdığı zaman kabarır.
Görkemli yelesi, olağanüstü kuvveti, azamet ve cesaretinden dolayı “Hayvanlar Kralı” olarak tanınır. Yelenin boyun ve göğsü sarış şekline göre; Berber aslanı, Senegal aslanı, İran aslanı, Hindistan aslanı, Kap aslanı gibi çeşitlere ayrılırlar.
Aslanın dili büyük ve diken gibi sert kıllarla örtülü olduğundan, yalarken avının derisini ve iri kemiklerin etini sıyırır. Bu dehşetli hayvan, pençesi ile avladığı canlı hayvanlarla geçinir. Kendi avından karnını doyurunca geriye kalanı terk edip, bir daha o leşi yemez. Hayvanat bahçelerinde bulunan aslanlara günde 5-6 kg taze öküz veya dana eti verilir.
Aslan; kuvvet, çeviklik ve cesaret sembolüdür. O kadar kuvvetlidir ki, kuyruğunun bir darbesi ile bir insanı devirebilir. Bir pençe darbesi ile de bir atın bel kemiğini kırar. Gece, dere ve ırmak kenarlarındaki sazlıklarda pusuya yatarak su içmeye gelen ceylan, maymun ve zebra gibi hayvanları bekler ve 60-70 km hızla avının üzerine hücum ederek yakalayıp, parçalar. Dolaşmasına ve avlanmasına mani olan sık ağaçlı ormanlardan kaçınır. Bütün gününü gölgede uyumak ve kendine çektiği muhteşem ziyafeti tembel tembel sindirmekle geçirir. Gece bastırınca birden canlanır; zira aslan için avlanmanın tam zamanıdır. Genellikle tek başına, bazan da bir kaç aslan beraber avlanır. Aslanlar aç gözlü değildir, av için kendi aralarında döğüşmezler. Bir kaç aslan aynı avdan beraberce karınlarını doyururlar. Erkeğinden daha ufak-tefek olan dişi, en az erkek aslan kadar yırtıcıdır.
Bir sıçrayışta 4-5 m uzağa atlar. Fil ve gergedandan başka büyük hayvanların hepsine saldırır. Kükremesi dehşetli ve korkunç olup, geceleri kükrediği zaman yarım saatlik mesafedeki hayvanlar bile korku ve heyecandan ürkerler.
Aslanın kuvvet ve cesaretine rağmen; insanlar, üstü dal ve otlarla örtülü bir çukura düşürmek gibi bazı tuzaklarla onu yakalarlar. Bazı Afrika yerlileri etini yerler. Birçok bölgelerde de tüyünden halı dokurlar. Aslan acıkmadıkça hiç bir hayvana saldırmaz. Kendisine hücum edilmedikçe insanlara dokunmaz. Böyle olmakla beraber bir defa insan etinin tadını aldı mı, insanlar için ciddi bir tehlike teşkil eder. Tarihe geçmiş insan avcısı aslanlar vardır. Aslan ehlileştirilebilir. Birçok oyun öğretilebilir, fakat gerçek manada evcilleştirilemez.
Çiftleşme mevsimleri değişiktir. Dişi aslan çiftleşmeden 108 gün sonra 3-4 (bazan altı) yavru doğurur. Yavrular gözleri açık doğarlar. Yavrularını üç ay emzirir. Önceleri baş ve ayakları benekli sırt ve kuyrukları enine çizgilidir. Zamanla bu lekeler kaybolur. Anne ve babaları tarafından üç yaşına kadar korunarak yetiştirilirler. Üç yaşını dolduran erkek yavruların yeleleri çıkmaya başlar, yedi yaşında olgunlaşırlar.
İnsanoğlu mümkün olduğu kadar aslanı, bulunduğu yerden uzaklaştırmıştır. Mısır, Asur ve Pers hükümdarları, aslanlarla savaşmayı sembolik görev olarak kabul etmişlerdir. On yedinci yüzyılda bir Moğol hükümdarı 100.000 askerle aslanları avlamıştır. 40 yıllık bir dönem içinde Romalılar, Roma’ya 50.000’den fazla aslan getirmişti.

Geçen yüzyılın sonlarında Afrika ve Hindistan’ın bazı bölgeleri hariç, her yerde aslanların nesli tükendi. İnsafsızca katledildiler. Güney Afrika’da çiftliklerin ve medeniyetin yayılmasıyla, 1860 sonuna kadar vuruldular, tuzağa düşürüldüler ve zehirlendiler. En kibar cinslerinden olan siyah yeleli Kap aslanının soyu tüketildi. Bugün bazı ülkelerde özel kanunlarla nesilleri korunmaya çalışılmaktadır.

LEOPAR

Leopar, (Panthera pardus) etçil bir memeli türü. Pars olarakta bilinir. Familyası: Kedigiller (Felidae). Yaşadığı yerler: Asya ve Avrupa’nın birçok yerinde. Özellikleri: Açık sarımtrak postu, halkalı siyah beneklidir. Vücut uzunluğu 1,5 metre, kuyruğu 1 metre, ağırlığı 50 kg kadardır. İyi sıçrayıcı ve ağaca tırmanıcıdır. Antilop ve diğer memelileri avlar. Ömrü: 20 yıl kadar. Çeşitleri: Karapanter, İran parsı, Cava parsı, Afrika parsı, Çin parsı gibi çeşitleri mevcuttur.
Kedigiller ailesinden, Asya ve Afrika’da yaşayan yırtıcı bir memeli. Pars veya Panter olarak da bilinir. Kaplan ve aslandan daha küçük ve hafiftir. Kuyrukla beraber 210-270 cm boyunda, 50 kg kadar ağırlıktadır. Ağırlığı 90 kg gelenlerine pek az rastlanır. Postu açık sarı olup, sırt ve yan taraflarında siyah halka şeklinde benekler bulunur. Beneklerin orta kısımları post renginden daha koyudur. Beneklerinden dolayı bâzan çita ve jaguar ile karıştırılır. Leoparın benekleri halkalı, çitada ise doludur. Ayrıca, çitanın gözlerinin altından çenelerine doğru birer siyah çizgi uzanır. Jaguarın koyu çemberlerinin ortasında ise küçük siyah bir leke bulunur. Leopar bulunduğu yere çabuk adapte olur. Postundaki lekeler çevreden ayırt edilmesini güçleştirir. Ona üstün bir kamuflaj kâbiliyeti sağlar. Bu sâyede avlarına rahatlıkla yaklaşır. Yarı çöllerde sulak ormanlarda ve dağlarda bulunur. Türkiye’de güney Toroslar ve Aydın civarında tek tük görülür. Rengi genellikle açık sarı olmakla berâber Doğu Hint Adalarında siyah postlu olanlarına da rastlanır. Buna kara panter denir. Bu takdirde yine üzerinde siyah parlak halka izleri bulunur.Evcil sığır ve koyunlara, maymun, geyik ve antiloplara pusu kurar. Sinsi, hilekâr ve yırtıcıdır. Evlere girerek evcil köpekleri boğar ve götürür. Maymun ve köpek etine düşkündür. Avını ensesinden ısırarak, boynunu kırarak veya şahdamarını keserek öldürür. Çoğunlukla yağmacılara karşı tedbir olarak avını, boynundan sürükleyerek bir ağacın yüksek dalına çıkararak yer. İnsan yiyenleri de vardır. Leoparlar üreme mevsiminin dışında yalnız dolaşmayı severler. Genellikle gece aktiftirler. Pusuya yatarak avına sıçrar veya ağaç dallarına çıkarak altından geçen hayvanların sırtına atlar. Asya’da yaşayanlarına çoğunlukla pars, Afrika’da yaşayanlarına Leopar denir. Yırtıcı hayvanların en tehlikelisidir. Günde bir sürüyü boğmaktan çekinmez.

20 yıl kadar yaşar. Yılın herhangi bir ayında eşleşir. 98-105 gün gebe kalır. Dişisi, bir kaya oyuğunda veya devrik bir ağacın kökleri arasında gözleri kapalı 2-5 yavru doğurur. Yavruların gözleri 10 gün sonra açılır. Gelişince annelerinin avına yardım ederler. 2 yaşında annelerinden ayrılırlar.İnsanlar leoparları, hayvanlarını öldürdükleri, bâzan da insanlara saldırdıkları ve postları için avlarlar.

Kuyrukla beraber 210-270 cm boyunda, 50 kg kadar ağırlıktadır. Ağırlığı 90 kg gelenlerine pek az rastlanır. Postu açık sarı olup, sırt ve yan taraflarında siyah halka şeklinde benekler bulunur. Beneklerin orta kısımları post renginden daha koyudur.

Avını ensesinden ısırarak, boynunu kırarak veya şahdamarını keserek öldürür. Çoğunlukla yağmacılara karşı tedbir olarak avını, boynundan sürükleyerek bir ağacın yüksek dalına çıkararak yer.20 yıl kadar yaşar. Yılın herhangi bir ayında eşleşir. 98-105 gün gebe kalır. Dişisi, bir kaya oyuğunda veya devrik bir ağacın kökleri arasında gözleri kapalı 2-5 yavru doğurur. Yavruların gözleri 10 gün sonra açılır.

                                                          KAPLAN

Kaplanın yaşadığı yerler: Asya’nın sazlık ve nemli ormanlarında. Özellikleri: Kedi cinsinin en büyük ve en yırtıcı memeli hayvanı. Erkeğin boyu üç metre, ağırlığı 250 kg kadardır. Aç kalınca köylere inerek hayvan ve insanlara da saldırır. Ömrü: 25 yıl kadar. Çeşitleri: Sibirya kaplanı, Sumatra kaplanı, Sunda kaplanı, Bengal kaplanı, Bali kaplanı, Hazar kaplanı, Çin kaplanı Ünlülarıdır.

Kedigiller familyasından tarçın renkli, postu kara çizgili yırtıcı bir memeli. Kuyruğu püskülsüzdür. Karnı beyazdır. Çizgili yüzünde de beyaz lekeler bulunur. Kaplanın memleketi Asya’dır. Kuzeyde Sibirya, güneyde Hindistan ile Malakka yarımadası arasındaki bölgede yaşar. Çizgili postu, otlu bataklık ormanlarında rahatça gizlenmesine yardımcı olur. Boş bulunan bina enkazları da kaplanlar için ideal barınaktır. Postunun rengi yaşadığı çevrenin rengine uyduğu için, uzaktan pek fark edilmez. Hindistan’ın Rewa bölgesinde yaşayan kaplanın postu kirli beyaz olup, üzerinde koyu kahverengi çizgileri mevcuttur. Gözleri, burnu ve ayak tabanları da pembedir. Yalnız veya grup halinde dolaşırlar. Kaplanların en küçüğü Sumatra, en irisi ise Sibirya kaplanıdır. Boyu kuyruğu ile dört metreye yaklaşır. Ağırlığı ise 325 kilogramdan fazla olabilir. Ortalama ömrü 25 sene kadardır.

Kaplan, aslana çok benzemesine rağmen, postunun çizgili ve yelesinin olmamasıyla ondan ayrılır. Aslan ile kaplandan meydana gelen melezin yelesi olabilir. Fakat kaplan esaret hayatında pek ender ürediği için bu cins melezlere pek nadir rastlanır.

Tehlikeli anlarda kendilerini suya atan kaplanlar rahatlıkla yüzebilirler. Sık çalılıklardan daha çok hoşlanan bu iri yapılı vahşi kediler, ağaca çok rahat tırmanırlar. Su bulunan yerleri tercih eden kaplanlar uzaklara gitmeden o bölgede gizlenerek avlanırlar. İnsan avcısı olmayan kaplanlar bu etin tadına alışınca, o bölge insanları için büyük bir tehlike arz eder. Böyle durumlarda köylerin bile terk edildiği Hindistan’da, kaplanların yiyip parçaladığı insan sayısı bine yaklaşır. İhtiyar, hasta kaplanlar kuvvetten düştükleri için normal avlarını yakalayamazlar. Bu durumda silahsız insanlara saldırırlar. Eskiden her sene Singapur’da 400, Cava’da 300 kadar insan, kaplanlar tarafından parçalanırdı. Belli bir çiftleşme mevsimi olmayan kaplanlar, 98-109 günlük bir hamilelik döneminden sonra, 2-4 yavru dünyaya getirir. Anne ve babanın büyüklüğü karşısında pek küçük olan bu yavrular 1-1,5 kg ağırlığında ve kedinin yarı büyüklüğündedir. İki haftalık oluncaya kadar gözleri kapalıdır. Anne tarafından büyük bir şevkatle bakılan yavrular, et yiyecek duruma gelinceye kadar sütle beslenir. Yavrularına dokundurtmayan anne kaplan, herhangi bir suretle yavrularına el değdirildiğinde korkunçlaşır. Küçük kaplanlar altı aylık olunca annelerinden gördükleri usullerle yavru avlamaya başlarlar. Bir yaşına gelince artık iyi bir avcı olurlar. İki yaşına kadar anneleriyle beraber bulunurlar. Dört senede erginleşirler.

Yırtıcı bir hayvan olan kaplan, geyik, antilop, dağ keçisi gibi yabani hayvanları avlamasının yanında koyun, at, inek gibi evcil hayvanları da parçalar. Bengal kaplanlarının bir senede altmış binden fazla koyun, at, inek parçaladıkları rivayet edilir. Hindistan’da yaşayan kaplanların başlıca besin kaynakları geyik, vahşi domuz ve tavus kuşudur. Çoğunlukla gece avcıları olmakla birlikte gündüz de avlanırlar.

Kafesteki bir kaplan günde 5-6 kg civarında et yediğine göre ormandaki hayvanın beslenmesi için daha fazla ete ihtiyacı vardır. Bir defada 20-25 kg et yiyebilir. Günlük et ihtiyaçları 8-10 kilogramdır. Su kenarlarında su içmeye gelen hayvanlara pusu kurar, sıçrayarak üzerine atılır, ön pençeleri ile yere yıkarak gırtlak ve boynundan ısırmak suretiyle öldürür. Bir sıçrayışta 6 metrelik engelleri aşabilir. Otçul av bulamadıkları zamanlarda timsah, kurbağa ve kertenkele de avlarlar. Bütün kaplanlar leş de yerler.

Kaplanın insanlara alışması güç olmakla beraber, evcilleştirilerek sirk gösterilerinde istifade edilmektedir. Korkuya kapıldığı zamanlarda parçalayıcı bir karaktere sahip olur.

                                                           PUMA

Puma Familyası: Kedigiller (Felidae). Yaşadığı yerler: Amerika’nın dağlık ve ıssız sahralarında. Özellikleri: Boyu 1.5 metre, ağırlığı 120 kg kadar olabilen avcı bir memeli. Lekesiz postu, kahverengi-gri arasında değişir. İyi yüzücü, sıçrayıcı ve ağaca tırmanıcıdır. Ömrü: 20 yıl kadar. Çeşitleri: Yirmi yedi alt türü bilinmektedir.

Amerika kıtasında yaşayan, “kugar” veya “dağ aslanı” olarak da bilinen yırtıcı bir memeli. Uzunluğu 120, kuyruğu 70 cm kadardır. Ağırlığı 120 kg gelenleri vardır. Dişileri daha küçüktür. Küçük ve yuvarlak başlı bu hayvanın görünüşü, dişi aslana benzer. Yelesiz, kısa tüylü postu, kırmızımsı kahverengi tondan, griye kadar çeşitli renkler alır. Burun çevresinin bir kısmı, kulak ve kuyruk ucu siyahımtrak, boyun ve karın altı beyazdır. Postu tamamen siyah olanlara nadir rastlanır. Yavruları siyah benekli doğarlar, geliştikçe benekler kaybolur.

Puma, mükemmel bir avcıdır. Usta sıçrayıcı, yüzücü ve ağaca tırmanıcıdır. Durduğu yerden 6 metre mesafeye sıçrayabilir. 18 metre yükseklikten yaralanmadan atlayabilir. Güney Kanada’dan, Kuzey Amerika’ya kadar uzanan bölgenin dağlık, bataklık, sahra ve yüksek ormanlarında yaşayan ve oralardaki mağaralarda barınan müthiş bir hayvandır. Geyiklerin düşmanı olarak tanınırsa da yaşlı ve üreyemeyen geyikleri avladığından, daha sağlıklı bir sürünün üremesini sağlar. Gündüzleri bir mağarada uyuklar, sazlıklarda veya ağaçların üzerinde dinlenir. Akşamları avlanır. Üreme devresinin dışında yalnız dolaşır.

Sessizce avına yaklaşarak arkadan saldırır. Ense kökü veya boynundan ısırarak öldürür, karnını deşerek barsaklarını çıkarıp gömer, ziyafetten sonra kalanını çalı-çırpı ile örterek gizler. Ertesi gün yeni bir av bulamadığı takdirde tekrar buraya döner. İnsanlara ve evcil hayvanlara saldırır. Diğer kediler gibi mükemmel bir vücut esnekliğine sahiptir. Vücudu kaslı ve çeviktir. Keskin tırnaklarını pençelerinin içine çekebilir. Avları oklukirpiden, öküze kadar değişebilir. Geyik, kurt ve genç ayılara düşkündür. Avcı ve köpeklerden kaçar. Kıstırıldığında ağaçlara tırmanır. Bu hareketiyse onun rahatça vurulmasını sağlar. Her mevsimde üreyebilir. Dişi 90 günlük bir gebelikten sonra, gizli bir inde 3-5 yavru doğurur. İki yılda bir ürerler, 20 yıl kadar yaşarlar. Küçükken evcilleştirilebilir. Büyüdükçe keskin tırnaklarıyla halı ve duvarları yırtarak zararlı olmaya başlar. Çoğunlukla spor maksadıyla avlanmaktadır.

JAGUAR

Kedigiller ailesinden, Güney ve Orta Amerika’nın sık ve bataklık ormanlarında yaşayan etçil bir memeli. 180-220 cm boyunda, 90 cm yükseklikte, 60-120 kg ağırlığındadır. Kuyruk uzunluğu 75 santimetreye varır. Kısa ve parlak tüylü postu, sırt tarafta kahverengi ve sarımtrak olup, kara çemberler biçiminde beneklerle kaplıdır. Karın kısmı ise açık beyazdır. Amazon Vadisinde yaşayan siyah jaguarlar da vardı. Bunların benekleri ancak aydınlıkta görülebilir. Jaguar, leopara çok benzer. İkisinde de deri siyah halkalı beneklerle kaplıdır. Fakat jaguarın bu beneklerinin ortasında siyah bir veya bir kaç nokta bulunur. Ayrıca, jaguar yalnız Amerika kıtasında yaşar.

Çene ve pençeleri çok kuvvetli olan jaguar, sabırlı ve kurnaz bir avcıdır. Gündüzleri dinlenip akşam karanlığında genellikle su kenarlarında avlanır. Su üstüne uzanan dallara yatar, su içmeye gelen hayvanları saatlerce pusu kurarak bekler. İyi yüzücü olduğundan avını su içinde de takip eder. Su içinde tapir, alligator ve timsahları avladığı gibi, ağaçlarda daldan dala atlayarak maymunları da avlar. İnsan dahil çeşitli memelilerle beslenen korkunç, yırtıcı bir hayvandır. Öldürdüğü avını bir yere taşıyıp yer. Artanını da yumuşak toprağa gömerek saklar. Kayalık yerlerde ise meydana bırakır. Balık ve leş de yiyecekleri arasındadır.
Üreme mevsimi dışında yalnız dolaşmayı sever. Genellikle haziran ayında çiftleşir. Dişisi 110 gün kadar sonra gözleri kapalı 2-3 yavru doğurur. Yavrular 2-3 yıl içinde erginleşirler. Bunları küçükken evcilleştirmek mümkünse de, büyüyünce insanlar için çok tehlikeli olurlar.

ASYA ALTIN KEDİSİ

Asya altın kedisi (Catopuma temmincki), Temminck kedisi olarak da bilinir, kedigiller (Felidae) familyasından Hindistan’da ve Güneydoğu Asya’da yaşayan bir kedi türü.
Asya altın kedisi ormanlarda yaşar. Hiç lekesiz ve kalın olan kürkünün üst bölümleri koyu kızıl-kahverengi, alt bölümleri daha soluktur; yüzünde beyaz ve siyah benekler bulunur. Yetişkinlerin uzunluğu, 40-48 cm’lik kuyruğu dışında 75-85 cm’dir.
Kuşları ve küçük memelileri avlayarak beslenir; doğumdan önce ağaç kovuklarına ya da korunaklı yerlere sığınarak iki ya da üç yavru doğurur.

BORNEO ALTIN KEDİSİ

Borneo altın kedisi (Catopuma badia), sadece Borneo’da yaşayan bir kedigil (Felidae) türü. Kedigiller familyasının en seyrek rastlanılan ve en az tanınan türüdür. Güneydoğu Asya’da yaşayan ama Borneo’da bulunmayan Asya altın kedisi ile yakın akrabadır.
Borneo altın kedisi, Asya altın kedisine benzemekte ama ondan daha küçüktür. Vücut uzunluğu 53-70 cm, kuyruk uzunluğu 32-39 cm’ye ulaşır ve ağırlıkları 3-5 kg’ya varabilir.İki ayrı renkte olabilirler. Kızılkahverengi olanları daha sık görülürken, gri renkli olanlara daha seyrek rastlanılır. Karın kısımları daha açık renkli ve benekli olur.
Borneo altın kedileri sıkı tropik ormanlarda ve kayalık bölgelerde yaşar. Beslenmesi hakkında fazla bilgi bilinmemektedir. Gece aktif olduğu, küçük memelileri, kemirici, maymun ve kuş avladığı tahmin edilir.

TÜRÜ MALESEF TEHLİKEDE!…

SAZLIK KEDİSİ

Sazlık kedisi (Felis chaus), görece uzun bacaklı ve kısa kuyruklu bir yaban kedisidir. Asya’nın nemli bölgeleri bu kedinin mekânıdır.Sazlık kedisinin belirgin bir iz ve işareti olmayan bej rengi kürkü vardır. Sadece kuyruğunda siyah halkalar bulunur. Kulaklarının ucunda vaşağı çağrıştıran siyah kıllı perçemler bulunur. Bu onun bataklık vaşağı olarak da tanımlanmasına yol açar. Vücut boyu 70 cm olup buna ilaveten 30 cm kuyruk gelir.

Sazlık kedisinin habitatı, bataklıklar, nemli çayırlar, sazlık ormanlar ve kıyı çalılık ve fundalıklardır. İstisnai olarak görece daha kuru çevrelerde de sazlık kedisi görülür. Ancak buralarda da su kaynağı yakınını arar. Sazlık kedisi Indochina Yarımadası ve Sri Lanka’dan, Hindistan ve Mezopotamya üzerinden İdil Deltası ve Sincan Uygur Bölgesi’ne kadar bir alana dağılmıştır. Afrika Kıtası’ndaki tek popülasyonu, Mısır’da, aşağı Nil Vadisi’nde görülür. Ayrıca Türkiye’de de bulunan bir kedi türüdür.

Sazlık kedisi genelde sazlıkları mekân tutan, tek başına hareket eden bir kedidir. Özellikle gündüz faal olarak görünür. Suya bağımlı olmasına rağmen ağırlıklı olarak tavşan, fare, kuş gibi kara hayvanlarını avlar.
86 günlük bir gebeliğin ardından sazlık kedisi 3-4 yavru dünyaya getirir. Azami ömrü 14 yıldır.

PALLAS KEDİSİ

Pallas kedisi kedigiller familyasından Tibet’ten Sibirya’ya kadar uzanan bölgedeki çöllerde,kayalık ve dağlık yerlerde yaşayan kedi türüdür.

Yaklaşık evcil kedi iriliğinde olan pallas kedisinin yumuşak postu soluk gri yada açık kahverengidir.Kuyruğunun ucu halkalıdır.Bazı bireylerinin vücüdünda belirsiz koyu benekler bulunur.Vücudunun alt bölümündeki tüyler üst bölümündekilerin yaklaşık 2 katıdır.Pallas kedisinin vücut uzunluğu 25-30 cm’lik kuyruğu dışında 45-60 cm,ağırlığı 2.5-3.5 kg’dır.Öbür kedigillerden farklı olarak gözleri geniş kafasının daha yukarısında,kulakları ise daha aşağısında yer alır.Göz ve kulaklarının konumu sayesinde, kayaların ardından baktığında avı olan pika ve kemiriciler gibi küçük memeliler ile beslenir.Kuşlar tarafından olabildiğince az bir bölümü görünür.

BENEKLİ KEDİ

 

Benekli kedi (Felis margarita), kedigiller (Felidae) familyasından Güneydoğu Asya’da yaşayan az rastlanan yaban kedisi türüdür.

Benekli kedi hemen hemen evcil kediyle aynı büyüklüktedir; uzunluğu 45-60 cm, kuyruk uzunluğu da buna yakındır. Uzun ve yumuşak tüylü kürkü soluk kahverengi ile kahverengimsi boz arası bie renktedir; gövdesinde, kenarları koyu renkli iri lekeler, bacakları ile kuyruğunda daha küçük, koyu renkli benekler bulunur. Bir gece hayvanı olan benekli kedi cangıllarda yaşar ve çoğunlukla hayvanlarla, kuşları avlayarak beslenir.

YABAN KEDİSİ

Yaban kedisinin doğal yayılımı Batı Avrupa’da İskoçya’dan, Orta ve Doğu Avrupa’dan Orta Asya’ya ve Hindistan’a kadar uzanır. Ayrıca Afrika’nın tropik ormanları kuşağı haricinde Afrika’nın büyük bir kısmında yaygındır.
Yerel olarak birçok alt türlerin var olması uzun süre boyunca sınıflandırmasında karmaşıklığa yol açmıştır.Günümüzde klasik olarak üç alt türe ayrılmaktadır.
-Avrupa yaban kedisi veya Orman kedisi (Felis silvestris silvestris), İngiliz adalarında, Avrupa’da, bazı Akdeniz adalarında ve kısmen Güneybatı Asya’da yaşar ve gür kuyruğu ile dikkati çeker. Postu çok sık tüylüdür ve çizgileri gayet belirgindir.
    -Afrika yaban kedisi (Felis silvestris lybica), Afrika’da, Arap Yarımadasın’da ve Güneybatı Asya’nın Arap Yarımadasına bitişik olan kısmında ve bazı Akdeniz Adalarında yaşar. En mühim özellikleri sivri kuyruğu, kulakların arkasındaki kızıl renk ve fazla belli olmayan çizgileridir.
    -Asya yaban kedisi veya Bozkır kedisi (Felis silvestris ornata), Orta Doğu’dan Orta Asya’ya, Batı Hindistan’a, Kuzeydoğu Çin’den Moğolistan’a kadar yaygındır. Dış görünümü ile Afrika yaban kedisini andırır. Aralarındaki en mühim farkı çizgilerden daha çok benekli olan postudur.
Modern bilimin yaptığı genetik araştırmalar bu sınıflandırmayı desteklemektedir. Ancak Afrika yaban kedisinin merkez ve güney Afrika’da yaşayanları kuzey Afrika ve Orta doğu’da yaşayanlarıdan genetik farkları olduğu ve bunların iki ayrı alt tür olduğu öne sürülmüştür. Bundan dolayı kuzeyde yaşayan alt türe Felis silvestris cafra adı verilmiştir. Çoğu bilimcilerin ayrı bir tür olduğunu savundukları gri kedi de yaban kedisinin Felis silvestris bieti adlı diğer bir alt türü olabilir.
Afrika yaban kedisi tüm ev kedilerinin (Felis silvestris catus) atası olarak kabul edilir. Ancak bazı bilimciler başka alt türlerinde karışmış olabileceğini savunmaktadır.

PAMPA KEDİSİ

Pampa kedisi (Leopardus colocolo ya da Oncifelis colocolo) kedigiller (Felidae) familyasından Güney Amerika’ya özgü bir türdür.

Görünüm açısından pampa kedileri Güney Amerika’nın farklı bölgelerinde önemli ölçüde farklılaşır. Bu durum sınıflandırılmada zorluklara yol açar.

Kürk rengi renk skalasında siyahtan sarıya sarıdan açık boz renge kadar uzanır. Kürkü bazı kısımlarda çok uzun olduğundan yele izlenimi bırakır. Bu durum kedinin olduğundan büyük görünmesine sebeb olur. Pampa kedisinin gövde uzunluğu 70 cm kuyruk uzunluğu ise 30 cm’dir. Omuz boyu yüksekliği 60 cm tutar. Yetişkin bir pampa kedisinin ağırlığı 3 kg ile (doğal ortamda) 7 Kg (esaret altında) aralığında değişir.
Pampa kedisi Brezilya’dan Patagonya’ya kadar step düzlüklerde yaşar. Ayrıca Güney ve Orta-batı Güney Amerika’nın (Ekvador’dan güneye) And bölgelerinde’de rastlanır. Pampa kedisi hem açık arazi de hem de kendisine uygun ormanlarda bulunur.

Pampa kedisi ağırlıklı olarak gece aktifdir. Küçük kemirgenlerle ve yerde yaşayan küçük kuşlarla beslenir. Patagonya sahillerinde yaşayan pampa kedileri penguenleri ve civcivleri avlama konusunda uzmanlaşmıştır. Yaşadıkları alanda kümesleri yağmaladıkları sık sık bildirilir.Pampa kedileri Nisan-Temmuz aralığında çifleşirler ve bir batında bir ile üç arasında yavru dünyaya getirirler.

Pampa kedisi türü tehlikede görülür ve CITES sözleşmesinde Ek.II listesine dahil edilmiştir. García-Perea (1994) ve Wilson & Reeder’e göre (2005) gerçekte Pampa kedisinin 3 türü mevcuttur:

-Leopardus colocolo büyüktür ve Şili’de Andlar’ın batı tarafında yaşar.

-Leopardus pajeros orta büyüklüktedir ve Ekvador’dan itibaren tüm Arjantin üzerinden Patagonya’ya kadar uzanan en geniş dağılıma sahiptir.

-Leopardus braccatus en küçüğü olup Brezilya Paraguay ve Uruguay’ın nemli ve sıcak otlaklarında görülür.

GEOFFROY KEDİSİ

Geoffroy kedisi (Leopardus geoffroyi), kedigiller (Felidae) familyasından Güney Amerika’nın dağlık bölgelerinde, özellikle Arjantin’de yaşayan kedi türü.
Geoffroy kedisi bir ev kedisi büyüklüğündedir. Yaklaşık 40 cm’lik kuyruğuyla birlikte uzunluğu 90 cm’yi bulan bu yabanıl kedinin tüyleri boz ya da sarımsı kahverengidir. Dağılım alanlarının güneyinde boz, kuzeyinde ise sarı olarak görülür. Kürkü üzerinde bulunan küçük siyah lekeler karekteristik özelliğidir. Melanizme (komple siyahlık) bu türde sık rastlanır.

Geoffroy kedisi, Bolivya ve Güney Brezilya’dan itibaren güneye doğru Patagonya’ya kadar, Güney Amerika’nın güney yarısında yaşar. Sadece Andlar’ın doğusunda bulunur. Ağaç bulunan tundralar ve aynı şekilde ormanlar yaşam alanıdır.

Çevik bir hayvan olan geoffroy kedisi dik yamaçlara ve ağaçlara ustaca tırmanarak küçük memelileri ve kuşları avlar.Tavşan ve kemirgenler avları arasındadır. Su içinde balık da avladığından Güney Amerika’da “balık kedisi” olarak da adlandırılır. Geoffroy kedisi geceleri faal bir hayvan olup, gündüzleri ağaçlarda uyur.
Dişileri yılda iki ya da üç yavru doğurur.

Geoffroy kedisi, uzun süre kürk manto üretiminde kullanıldı. Zamanla, akut şekilde nesli tükenme tehlikesi altında kalan kedi, CITES sözleşmesinde Ek II listesine dahil edilmiştir. Zaman içinde her türlü ticareti yasaklanmıştır. Bu yasak, Geoffroy kedisi kullanılarak yapılan ürünlerin ticareti gibi kişiler arası Geoffroy kedisi ticaretini de kapsar.

ŞİLİ ORMAN KEDİSİ

Şili orman kedisi, Kuzey ve Güney Amerika’daki yaban kedisi türlerinin en küçüğüdür. Gövde uzunluğu 40-50 cm, ağırlığı ise iki ile üç kg arasında gelir. Kürkü grili bej rengi olup küçük siyah beneklerle kaplıdır. Yakın akrabası Geoffroy kedisi ile karşılaştırıldığında bu tür belirgin bir şekilde ince bir yüze sahiptir. Geniş pençeleri ve gür 20-25 cm uzunluğunda kuyruğu vardır. Kulaklarının arkası dikkat çekici beyaz bir lekesi olan siyah renktedir. Komple siyah renklilik bu türde , en başta dağlık kesimlerindekilerde sık görülür. Chiloé ve Guaitecas Adaları’nda siyah form ana formdur.

Şili orman kedisi ortalama onbir yıl yaşar.

Şili orman kedisi, Merkezi ve Güney Şili’nin ormanlarında ve Arjantin sınırındaki bölümlerde yaşar. Örneğin Chiloé gibi Şili sahilindeki adalarda da bulunur. Chiloé’de düşmanlarının azlığı sebebiyle özellikle sık rastlanır.
Kedi, 1900 ile 2500 m yükseklikte orman sınırına kadar görülür. Güney Andlar’ın ve sahil kesimin çok sık ve nemli karışık ormanlarına bağlı yaşar. Bunlar en başta daima yeşil bol otlu yağmur ormanlarıdır. Arjantin’deki yaşam alanları da çok güçlü sarmaşıklı karışık orman özelliğini gösterir. Bu bölgelerin yanında kodkod daha seyrek olarak, yaprak döken yağmur ormanlarında, ayrıca nemli çalılıklar ve iğne yapraklı ormanlarda görülürler.

Çalılık olarak adlandırılan alanda, şimdiye kadar tek bir örnek Valparaíso bölgesinden tanımlanmıştır. Bu örnek yağmur ormanlarındaki akrabalarından dikkat çekici şekilde daha açık renkli olup, bu yüzden kendi alt türü O. g. molinae adıyla tarif edilmiş ancak resmen tanınmamıştır.
Değişimlere ve yerleşimlere karşı hassas olmayan Şili orman kedisi yerleşim yerlerinin ve ekili alanların çevresinde de yaşar. Kedinin hala yöre hayvanı olduğu Valparaiso çevresinde, 1000 yıldan uzun süreden beri yerleşim vardır ve yaklaşık 150 yıl önce, istisnai ormanlık adacıkların dışında ormanları açılarak tarla haline dönüştürülmüştür.

Şili orman kedisinin yaşam tarzı hala daha çok iyi bilinmemektedir. Çok iyi tırmanır ve kuşları,küçük sürüngenleri, küçük memelileri avlar. Son örnekte en başta, fare büyüklüğünde sadece yerde avlanan hayvanlar söz konudur. Sincap ve diğer ağaçta yaşayan hayvanları avlamaz. Erkeklerin aras sıra kümeslere saldırıken dişiler bunun için çok küçüktür. Gece faal bir hayvan olduğu varsayılsa da buna karşın hayvanat bahçesindeki gözlemlerde ana faalyetinin gündüzleri olduğu tespit edilmiştir.

Sosyal davranışları konusunda kesin veriler yoktur. Güçlü bir sosyal davranış ve grup oluşturma söylentileri varsa da şimdiye kadar onaylanmamıştır. Bu türde hamilelik 10 hafta sürer ve bir batında iki ile üç yavru dünyaya gelir.

Başlangıçta kendi dağılım bölgesinde çok sık bulunan bir hayvandı. Ağırlıklı olarak yaşam alanının gerilemesiyle tür tehtit altındadır. Alan küçülmesi herşeyden önce ülkenin kuzeyini etkilemiş, burada yaşam alanları küçük adacıklara çekilmiştir. Buna karşı Merkezi Şili’de kedilerin yaşayabileceği büyük bölgeler mevcuttur. Kemirgen nüfusunun yüksek olmasından buralarda sayıları artar.
Yırtıcı hayvanlar, kümes hayvanları için potansiyel tehlike kabul edilip vurulurken avlanma kodkod için küçük bir tehtit oluşturur. Ara sıra kanun dışı tilki avcıları bu kedileri de öldürürler. Ancak kürkü pazara çok ender düşer. İstisnai olarak Santiago de Chile Hayvanat Bahçesi’nde tek bir erkek örneği olan kodkod, hayvanat bahçelerinde bulunmaz.

AND KEDİSİ

And Kedisi (Oreailurus jacobita), kedigiller familyasından Güney Amerika’ya özgü bir türdür. And kedisi, Güney Amerika’nın görece zor geçiş imkanı veren And bölgelerinde yaşar. Bu yüzden hakkındaki bilimsel veriler halen daha tam belli değildir. Örneğin türün ilk film kayıtları, henüz 2000’den sonraki yıllarda Christian Baumeister tarafından oluşturulmuştur.
And kedisi, aynı bölgede yaşayan pampa kedisine oldukça benzer. Tam olarak farklılıkları henüz kesinleşmemiştir. Müzelerde inceleme objesi olarak çok az sayıda örnek mevcut olduğundan, bilimsel çalışmalar halen yürütülmektedir.

Gövde boyu yaklaşık 70-75 cm, kuyruk uzunluğu 45 cm’dir. Ağırlığı 4-7 kg gelir. Kürkü uzun kıllı (soğuktan korumalı), ana renk tonu boz-kahve olup siyah lekeler bulunur. Kuyruğunda halka şeritler vardır.

And kedisi, Güney Amerika’nın en ender bulunan kedi türüdür. Anavatanı And bölgeleri olup dağılımı, Güney Peru’dan başlayıp Güneybatı Bolivya üzerinden Kuzeybatı Arjantin’e kadar uzanır. Yaşamak için 3000 ile 5000 metre arasındaki yüksek bölgeleri tercih eder.
And kedisi küçük memeli hayvanlarla beslenir. Diğer kedilere benzer şekilde çok çevik ve hareketlidir.

KAPLAN KEDİSİ

Kaplan kedisi başından, gövde sonuna kadar yaklaşık 40-50 cm ölçülür. Buna ilaveten 30-40 cm uzunluğunda kuyruk gelir. Kaplan kedisi, ev kedisinden biraz daha büyük olup, ancak tartıda 2-3 kg daha az gelir. Şekli ve kürk deseni oseloya ve maymun kediye çok benzer. Bu üç türün birbirinden ayrı tutulması zordur. Kaplan kedisinde kuyruk görece daha kısa, gözler birbirinden daha ayrık, kulaklar biraz daha büyüktür. Kaplan kedisinde, doğuştan komple siyah renklilik olan melanizm sık görülür.

Kaplan kedisi, Kosta Rika’dan Brezilya’ya kadar Latin Amerika’nın tropik yağmur ormanlarında yaşar. Çoğunlukla yerde bulunur, ancak çok iyi tırmanıcıdır.

Avları arasında kemirgenler ve kuşlar bulunur.

MAYMUN KEDİ

Maymun kedi (Leopardus wiedii) Margay olarak da adlandırılır, kedigiller familyasından Amerika Kıtası’nda yaşayan yırtıcı bir hayvan türü.

Maymun kedisi, dış görünüş olarak oseloya benzer. Ancak biraz daha küçük olup, ismini aldığı maymun gibi uzun kuyrukludur. Kürkü sarımsı-kahverengi olup, şerit halinde tertip edilmiş halka şeklinde koyu lekelere sahiptir. Kafası kısa ve yuvarlaktır. Herbir kulağının arkasında ise birçok diğer kedi türünde olduğu gibi beyaz bir leke taşır. Bu hayvanlar 46 dan 79 santimetre gövde uzunluğuna ulaşabilirler. Kuyruk 33 ile 51 cm arasında olurken, ağırlığı 2,6 ile 4 kg arasında değişir.

Maymun kedisi, Orta- ve Güney Amerika’da, Andlar’ın doğusunda dağılmıştır. Dağılım bölgesi, Kuzey Meksika’dan Uruguay ve Arjantin’e kadar uzanır. Yaşam alanı ormanlar, temelinde tropik ve yarı tropik yağmur ormanlarıdır.

Maymun kedi mükemmel bir tırmanıcıdır ve bu yüzden ağaç oselosu adı da verilir. Neredeyse hayatının tamamını ağaç üstünde geçirir. Arka bacaklarını içeri doğru çok açık çevirebilir. Böylece arka bacaklarından denge bularak aşağıya asılması mümkündür. Başı yukarıda bir ağaçtan aşağı inebilen tek kedi türüdür.
Hem güzndüz hem de gece faal olabilir ve yılın çoğu zamanı yalnız yaşar. Sadece çiftleşme zamanı bazen kısa süreli beraberlik kurar.15 ile 43 kilometrekare büyüklüğünde kendilerine ait olan bir alanları vardır.
Bütün kediler gibi maymun kedileri ağırlıklı etoburdur. Memelilerle (kemirgenler, primatlar gibi) beslenirken, kuşlar, onların yumurtaları, kertenkeleler ve ağaç kurbağaları da besinleri arasındadır.

Üremeleri hakkında bilgiler kısıtlıdır. Bugüne kadarki bütün gözlemler, esaret altındaki hayvanlar üzerinde yürütülmüştür. Belli bir çiftleşme zamanları yoktur. Gebelik 76 ile 84 gün sürer ve bir batında dişi, bir ile iki yavru dünyaya getirir. Yeni doğanlar kör olup, gözleri iki hafta sonra açılır. Sekiz haftadan sonra katı besinler alırlar.

SERVAL

 

Çöl bölgeleri haricinde Afrika kıtasının her yerine yayılmış olan Serval inanılmaz uzunluktaki bacakları, kenarları beyaz tüylerle,harelenmiş uzun kulakları ve küçük gözleriyle müthiş bir görünümü vardır.

Kum rengi kürkünün üzerindeki kırmızı,kahverengi lekelerle çok güzel bir görünüme sahiptir.Kürkünün bu güzel görünümü ne yazık ki onun kürk avcılarının hedefi haline getirmiştir.O yüzden soyu teklike altın kabul edilen hayvanlar listesine alınmıştır.Nemli ya da sulak bölgelerde yaşayan Serval’ın kürkündeki benekler daha küçük ve daha açık renkte iken kurak bölgelerde yaşayan Serval’ın ise benekleri daha koyu renkte ve büyüktür.
Çevresinde olup bitenlerle her vahşi kedi gibi fazlasıyla ilgili olan Serval’e uzun kulakları işitme açısından büyük avantaj sağlar.Gece avlarında aradığı küçük memelileri bulmasında üstün işitme yeteneğinin önemli payı vardır.Uzun bacakları ise ona inanılmaz derecede hızlı koşma ve yüksekliklere bir çırpıda sıçrama yeteneği kazanmıştır.Öyle ki bir kuşun yere konmasına ihtiyaç duymadan zıplayarak onu havada yakalayabilir.1 metreye varan uzunluğu ile 9-13 kg arasında değişen ağırlığı ile Serval vahşi kedi ailesinde nispeten uzun yaşayan kedilerdendir.Ortalama ömür 19 yıldır ver bir doğumda dişi Serval genellikle 3 yavru doğurur.
                                                      KANADA VAŞAĞI

Kanada vaşağı (Lynx canadensis), kedigiller familyasının bir vaşak (Lynx) türü.

Bu vaşağın vücut uzunluğu 75 – 105 cm tutar ve 8 ile 13,5 kilogram arasında gelir. Omuz yüksekliği yaklaşık 60 cm’dir.
Kanada vaşağı Kanada’da , Alaska’nın güney kesimlerinde Kuzey Oregon, Kuzey Idaho, Kayalık dağlar Bölgesi’nde yaşar.Vaşaklar doğası gereği yalnız dolaşır ve sadece geceleri avlanırlar. İyi gözleri ve iyi koku alma duyuları onlara, avlarının izini bulmalarında ve takip etmelerinde yardımcı olur. Vaşaklar hızlı koşucu olmasalar da lakin bunun için dayanıklıdırlar. Bazen avlarını kilometrelerce kovalarlar. Bunların dışında iyi birer yüzücü ve tırmanıcıdırlar.

Vaşaklar, küçük geyikler, porsuk, tavşangiller,tilki,sincap,balık ve kuşlar ile beslenirler. Sadece mecbur kaldıkları zamanlarda leş de yerler.
Evcil hayvanlara büyük zarar verebilirler. Bu sebebten bu kediler halen daha avlanmaktadırlar.

Kanada vaşağının çiftleşme zamanı Mart başında başlar, Nisan başı ve ortasına kadar devam eder. 63 günlük bir gebeliğin ardından ortalama olarak iki ile dört kadar yavru dünyaya gelir. Hatta ender olarak altı kadar yavrunun doğduğu olur. Yavrular doğduğunda kör ama bol kıllıdırlar. Gözleri 10 gün sonra açılır ve yavrular yaklaşık 2 ay sonra kovuğu terk ederler. Genellikle anneleriyle avlanmaya giderler.

AVRASYA VAŞAĞI

Bayağı vaşak (Lynx lynx), Avrasya vaşağı olarak da bilinir, kedigiller (Felidae) familyasından Avrasya’da yaygın olan bir vaşak türü. Türkçede “vaşak” denildiği zaman neredeyse hep bu tür kast edilir. Vaşak 1,30 m uzunluğa (+ kuyruğu 11 ila 25 cm) ve omuzlarına kadar 65 cm boyuna, ve 20-30 kg ağırlığa varabilir. Böylece kedigiller familyasının Avrupa’da bulunan en büyük temsilcisidir. Diğer vaşak türleri ile ortak yanları, uzun ve püsküllü kulakları, yuvarlakımsı kafası ve kısa kuyruğudur. Tüylerinin rengi sarı ile gri-kahverengi arasında değişebilir, ve çoğu kez koyu renkte lekeler veya çizgileri olabilir. Bu lekeler yaşadığı çevreye göre değişmektedir. Avrasya vaşağının birde yanaklarından sarkan sakalı vardır. Uzun bacakları ve kısa kuyruğu soğuğa karşı dayanıklı olmasını ve kalın kar tabakalarının içinde rahat haraket etmesini mümkün kılar.

Vaşak yaklaşık 200 yıl öncesine kadar batıdan doğuya İspanya’dan pasifik okyanusuna kadar ve kuzeyden güneye Sibirya’dan kuzey İran’a ve Filistin’e kadar uzanan büyük bir bölgede yaygındır. 19’ncu yüzyılda Avrupa’nın vaşakları yok olmaya başlamışlardır. Örneğin Almanya’nın en son vaşakları 1846’da vurulmuştur. 1960 yılına kadar batı Avrupa’da vaşak türü tamamen yok edilmiştir. Kuzey ve doğu Avrupa’da, ve Asya’da soyunu koruyabilmiştir.

Günümüzde batı Avrupa’da birçok “yabanileştirme projeleri” uygulanmış ve böylece batı Avrupa’da tekrar bazı ufak bölgelerde yayılmaya başlamışlardır.

Vaşak bir orman hayvanıdır, ağaçsız açık alanlardan ve insanların yerleşim yerlerinden mümkün oldukça uzak durur. Ayrıca kayalık ve dağlık bölgeleri sever.

Türkiye’nin Avrasya vaşakları karadeniz bölgelerinin, Marmara bölgesinin ve Akdeniz bölgesinin dağlık ve ormanlık bölgelerinde bulunur.

Vaşaklar yalnız yaşarlar, ve genelikle hava kararırken ve geceleri ava çıkarlar. Av hayvanı olarak küçük ve orta boylu toynaklıları tercih ederler, bunların dışında yaşam çevrelerinde buldukları tüm küçük memelileri ve kuşlarıda avlarlar. Avlama metodu çoğu kedigiller için tipik olan bir metotdur; usulca yaklaşıp aniden kurbanlarının üzerine atlar ya da 20 metrelik kısa bir mesafeden koşarak saldırır. Kurbanlarının gırtlağını ısırarak solunumunu durdurur ve tutarak ölmesini bekler. Vaşaklar tutdukları hayvanların leşlerini yaprakların ve dalların altına saklarlar, ve yaklaşık 5 gün boyunca sakladıkları yere dönüp onun etinden beslenirler (insanlara saldırdıkları görülmemiştir).

Çiftleşme zamanları Şubat ile Nisan ayları arasındadır. On hafta süren bir gebelikten sonra 2-3 yavru doğurur ve bunları bir mağaranın içinde beslerler. Yavrular bir daha ki ilkbaharda annelerinden ayrılırlar. Vaşaklarda yavru ölümü çok yaygındır. Yavruların neredeyse yarısı ilk seneyi atlatamazlar.

Vaşakların ömürleri ortalama 10-12 yıldır, ama 24 yaşına varmış olan vaşaklarda görülmüştür.

İBER VAŞAĞI

İber vaşağı (Lynx pardinus), Pardel vaşağı veya İspanyol vaşağı olarak da bilinir, kedigiller (Felidae) familyasından İspanya ve Portekiz’de yaşayan çok ender bir vaşak türü.

İber vaşakları görümüm olarak Avrasya vaşağına çok benzerler ama önemli ölçüde daha küçüktürler. 12 kg vücut ağırlıklarıyla bir Avrasya vaşağı ağırlığının üçte ikisinden biraz daha hafiftirler. Postları kuzeydeki akrabasından genelde daha belirgin ve güçlü şekilde lekelidir. Bunların dışında iber vaşağı, tüm tipik vaşak özelliklerine sahiptir. Kısa kuyruk, fırça tüylü kulaklar, kısa güçlü vücut ve uzun bacaklar.

Başlangıçtaki dağılım tüm İspanya ve Portekiz üzerinde uzanıyordu. Bugün yaklaşık 100 birey, birbirinden az ayrılmış populasyon olarak İber Yarımadası üzerinde dağınık olarak yaşar. Yalnız iber vaşakları, Portekiz Algarve’de, kalanlar İspanya’da yaşar. Her iki büyük populasyon, Milli park Coto de Doñana ve Sierra de Andújar, Jaén’de yaşar.

Tercih edilen habitat ağaçları olan açık arazidir. İber vaşakları, Avrasya vaşaklarından çok daha az orman hayvanı olarak göze çarpar. İber vaşaklarının bugün genelde dağlarda yaşaması, habitat olarak yüksek konumları tercih etmelerine değil, güçlü kovuşturma ve zulüme dayanmaktadır.
İber vaşakları geceleri aktif yalnız dolaşan hayvanlardır. Başlıca avları, besinlerinin neredeyse % 95 ini oluşturan yaban tavşanlarıdır. İber vaşakları, tavşan mevcudiyetine bu kadar bağımlı olmasından, tavşanların populasyonlarındaki oynamalar, vaşakların mevcudiyetinde hak eden bir etkiye sahiptir. Yaygın tavşan salgını myxomatosis (tavşan vebası), vaşakların nüfuslarına dolaylı olarak tehdit eder.

Besinlerinin geri kalan % 5 i, kuşlar ve kemirgenlerden oluşur. Bunlar ancak sadece, eğer yaban tavşanı mevcut olmadığı zamanlarda yenir.

MERMER KEDİSİ

Mermer kedisi (”Pardofelis marmorata”) kedigiller (Felidae) familyasından Güneydoğu Asya’da yaşayan küçük bir kedi türü.

Mermer kedisi ev kedisinden biraz daha büyüktür. Uzunluğu 55 cm olup kediler için tipik olan kambur duruşu alır. Öyle ki çok uzun süre boyunca başka bir duruş göstermediği olur.Mermer kedisi karasal Güneydoğu Asya’da Malezya Yarımadası’ndan Himalayalar’ın eteklerine kadar ve Sumatra ile Borneo’da dağılmıştır. Tropik yağmur ormanları yaşam alanıdır.

Tek başına dolaşan mermer kedisi çoğunlukla ağaçların dalları üzerinde hareket eder. Böylece Bengal ve mermer kedileri birbirleriyle rekabet oluşturmazlar.Büyüklüğü sebebiyle mermer kedisi doğal olarak vaşaklarla akraba olabileceği yönünde de yeni emareler mevcuttur.

BENGAL KEDİSİ

Asya leopar kedisinin kaybolmaya yüz tutmuş esprisini yeniden yakalayabilmek için Jean Sudgen Asya’nın vahşi ormanlarında bulduğu orjinalleri bir çift ev kedisi ile 1963 yılında çiftleştirmiştir. Yetiştirme programı yirmi yıla yakın sürmüştür. Dr. Willard Centerwall ile 70 li yıllarda kediler üzerine çalışan Mrs. Jean Sudgen Mill desen, renk ve karakteristik olarak Asya leopar kedisini yeniden yaratmıştır.

Uslu ve kararlı bir kedidir. Yürüyüşü, atılan objeleri sahibine geri getirmesi ve suyla oynaması tamamen Bengal’e özgüdür. Kedisel özelliği olan bağımsızlığına karşın aynı zamanda şefkatli ve dışa dönük de olabilir.
Yuvarlak hatlarıyla yayvan ve hafif üçgenimsi bir kafası vardır. Kafası vücuduna oranla biraz uzun ve küçük görünür.

Elmacık kemikleri yüksektir ve belirgin bıyıklarının üstünde geniş bir burnu vardır. İri badem biçimli gözleri birbirinden ayrıktır. Kulakları ufak, kısa olup uçları yuvarlaktır ve genişleyerek kafaya oturur. Bedeni uzun ve sağlam olup gelişmiş kasları en dikkat çekici noktasıdır.

Kalın kemikli ve iri bir kedi olmasına karşın evcillerin arasında ondan büyükleri de vardır. Bacakları orta uzunlukta, kaslı ve asla ince değildir. Arka bacakları öndekilere oranla daha uzundur. Patileri yuvarlak ve iridir. Kuyruğu kalın, orta genişlikte ve orta uzunlukta olup, yuvarlak biten ucuna doğru hafifçe incelir.

Tüyleri kısa ile orta uzunluktadır. Yavruların tüyleri genellikle daha uzundur. Tüy yapısı kalın, zengin ve yumuşaktır. Dokunulduğunda çok hoş bir duygu verir.

IRIOMOTE KEDİSİ

Iriomote kedisi (”Prionailurus iriomotensis”), kedigiller (Felidae) familyasından yırtıcı bir kedi türü.

Bu kedinin postu koyu kahverengi olup, şerit şeklinde sıralanmış koyu lekelerle kaplıdır. Vücudu uzun organları görece kısa kuyruk yine aynı şekilde bodur ve kalındır. Kulaklar küçük ve yuvarlağımsı olup, diğer bir çok kedi türlerindeki gibi arka tarafında beyaz bir leke bulunur. Büyüklük bakımından ev kedisi ile kıyaslanabilir. Vücut uzunluğu yaklaşık 60 cm kuyruğu ise 20 cm civarındadır. Erkekler 4.2 kg civarında olup, ortalama olarak 3.2 kilogram gelen dişilerden daha ağırdır.
Iriomote kedilerinin yaşam alanı ilk tahlilde, anavatanları olan adadaki kıyı şeridininsubtropik yağmur ormanlarıdır. Dağlık olan iç bölgelerden mümkün mertebe kaçınırlar. Ağırlıklı olarak gece aktiftirler ve ağaç kovuklarında, dallarda ve kaya yarıklarında dinlenirler. Geceleri nadiren gündüzleri de ağaçlara tırmanarak veya yüzerek yiyecek ararlar.
Bu hayvanlar yalnız haraket ederler ve kendi bölgeleri vardır. Erkeklerin alanı 3 km2 büyüklüğünde olup diğer hayvanlarla çakışabilir ve bir kaç ay sonra değiştirilir. Dişilerinki ise daha küçük (1.75 kilometrekare) olmakla birlikte süreklidir ve genelde diğeriyle çakışmaz.

Iriomote kedisi Iriomote Adası’nda yaşayan hayvanların hemen hemen tamamıyla beslenen bir etoburdur. Menülerinde Meyve yarasaları (Uçanköpekler), Keme gibi memeliler, kuşlar, Scincidae, amfibyumlar, yengeçler bulunur.

Başlıca üreme zamanı Şubat ve Mart aylarına rastlar genelde doğumlar Mayıs ayına denk gelir. Gebelik 60 gün civarında olup akabinde dişi, bir vaya iki yavru dünyaya getirir. Bunlar iki ile üç aya kadar emzirilir. Sekiz ay civarında cinsel olgunluğa ulaşırlar. Yaşam süreleri tahminen 10 yıl civarındadır.

YASSIBAŞ KEDİ

Yassıbaş kedi (Prionailurus planiceps),kedigiller (Felidae) familyasından güneydoğu Asya’da bulunan küçük vahşi bir kedi türü.

PASLI KEDİ

Paslı kedi veya Kızıl benekli kedi (Prionailurus rubiginosus) küçük bir yaban kedisidir. Bengal kedisi ile yakın akrabadır.

Paslı kedi 40 cm’lik gövde boyu ve 20 cm kuyruk uzunluğu ile en küçük kedilerdendir. Adını boz sarı kürkü üzerindeki paslı-kahverengi lekelerden alır. Görünümü bengal kedisine çok benzer; ancak benekleri daha az belirgindir ve rengi atmış, soluk bir izlenim bırakır.

Paslı kedinin, biri Hindistan’ın güney ucu ve diğeri Sri Lanka olmak üzere birbirinden ayrı iki popülasyonu bulunur. Buralarda farklı ortamlarda yaşarlar. Paslı kediler Sri Lanka’da yağmur ormanları’nda bulunurken, Hindistan’daki popülasyonları kuru ve açık alanları mekan tutarlar. Yaygın bir teoriye göre Hindistan’daki bengal kedisi ile olan rekabet, paslı kedileri daha uygunsuz yaşam alanlarına çekilmeye zorlamıştır. Sri Lanka’da ise paslı kedileri ormandan kovabilecek bengal kedisi bulunmamaktadır.

Paslı kediler tek başına hareket eden gece faal olan kediler olup, yaşam tarzları büyük ölçüde bengal kedilerine benzer. Kuşları, fareleri, kertenkeleleri ve böcekleri avlarlar. Çok iyi tırmanıcı olmalarına rağmen genelde yerde hareket ederler.

AFRİKA ALTIN KEDİSİ

Afrika altın kedisi (Profelis aurata), kedigiller (Felidae) familyasından tropik ormanlarda yaşayan bir kedi türü.

Tropik ormanlarda tek başına yaşayan bir gece hayvanıdır. 20-25 cm’lik kuyruğuyla birlikte uzunluğu 90-100 cm, omuz yüksekliği 40 cm’dir. Kürkünün üst bölümleri kızılımsı kahverengi, alt bölümleri ise beyaz üstüne koyu renk beneklidir.
Afrika altın kedisi tırmanabilir ama öncelikle yerde avlanır. Avlarını kemirgenler, kuşlar ve küççük maymunlar kapsar. Bu kedi hakkında çok fazla bilgibulunmamaktadır.

Alt türler :

  • Profelis aurata aurata, Afrika; Alt tarafta ki noktaların dışında açık renklidir.
  • Profelis aurata celidogaster, Batı Afrika; başında noktalar bulunur; bu noktalar (bir leoparın noktaları gibi) siyah değildir ama kürkünden biraz daha koyudur.

Afrika altın kedisi Asya altın kedisine çok benzerliği ile dikkat çeker.

YAGUARUNDİ

 

Yaguarundi,  Meksika, Orta ve Güney Amerika’da bulunur. Tek renk olan kürkleri ve yuvarlak olan kulaklarından ötürü Su Samuruna benzetilir. İspanyolca konuşulan ülkelerde ‘küçük aslan’(leoncillo) adıyla anılan Yaguarundi, diğer kedilerin aksine gündüz avlanmayı sever.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*